Salı günü saat 14:00 boştu. Sabah dolu görünüyordu.
Kaybettiğiniz şey o bir saat değil. O saati başka kimsenin alamamış olması. Çünkü boşaldığında haberi olan yoktu, siz de öğrendiğinizde saat 13:55'ti.
Ayın sonunda takvime bakıyorsunuz. Kaç randevu göründüğünü görüyorsunuz. Kaçının geldiğini, kaçının ikinci kez geldiğini, siz kapalıyken kaç kişinin yazıp cevap alamadığını göremiyorsunuz. Takvim ne olduğunu yazar; ne olmadığını yazmaz.
Büyüme bir özellikten gelmiyor
"Randevu programı işletmenizi büyütür mü?" sorusunun dürüst cevabı şu: bir yazılım kimseyi kapınızdan içeri sokmuyor. Büyüme bir özellikten değil, tekrar eden bir davranıştan geliyor. Bir gün önce atılan mesaj, bir gün sonra sorulan soru, gece 23:00'te açık duran bir bağlantı.
Bu yazı üç şeyin peşinde. Üçü de takvimde yazmıyor, üçü de para. Dolmayan saat, geri dönmeyen kişi, hiç sorulmamış soru. Her birinin altına ne kadarının kapanabildiğini ve nerede durduğunu yazıyoruz; hiçbiri tamamen kapanmıyor. Bildiğiniz sızıntıdan başlayıp hiç göremediğinize doğru gidiyoruz.
Sağlık alanında çalışıyorsanız konunun bir de hukuki tarafı var. 12 Kasım 2025 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, tanıtımda ücret, indirim, kampanya ve promosyon bilgisine yer verilmesini yasaklıyor; sağlık hizmetinin çekiliş ve hediye gibi pazarlama faaliyetlerine konu edilmesini de. İndirimle müşteri çekme yolu size zaten kapalı.
Kısaca
Üçü de ölçülebiliyor, üçü de iletişimle kısmen kapanıyor, hiçbiri tamamen kapanmıyor. Yazının sonunda bu üç sayıyı geçen ayın verisinden çıkaran bir denetim kartı bulacaksınız.
Takvimin yazmadığı 1: dolmayan saat
Türkiye'de randevuya gelmeme tek bir sayı değil. Ankara'da iki kurumda Şubat 2024'te alınan 30.552 MHRS randevusunun %9,76'sına gelinmedi; aynı çalışmada oran ağız ve diş sağlığı merkezinde %23,8, devlet hastanesinde %2,2. Çalışma farkın nedenini açıklamıyor, yalnızca ölçüyor; farkın büyüklüğü de tek bir "Türkiye oranı" olmadığını gösteriyor. Bunlar kamu verisi; randevunun ücretsiz olduğu ve hastanın hiçbir yükümlülük altına girmediği bir sistemden geliyor, dolayısıyla özel bir kliniğe doğrudan taşınamıyor. İşe yarar tarafı, oranın kurumdan kuruma nasıl değiştiğini göstermesi.
Ölçek tarafında Sağlık Bakanlığı'nın rakamları var: bir yılda 23 milyon randevuya gelinmedi, sistemde 17 milyon randevu kapasitesi atıl kaldı. Kayıp burada para cinsinden değil, kapasite cinsinden ifade edilmiş. Küçük bir klinikte de aynısı geçerli: gelmeyen kişi size bir şey ödemiyor, ama o saatte başkasını da alamıyorsunuz.
Hatırlatma bunun ne kadarını kapatıyor? Cochrane derlemesine göre SMS hatırlatma katılımı artırıyor: hatırlatma olmayan grupta 1000 randevunun 678'ine geliniyor, SMS gönderilen grupta 773'üne. Yani 1000 randevuda ortalama 95 fazla katılım. Ama aynı tablodaki güven aralığı bu kazancın 20 ile 176 arasında bir yerde olduğunu söylüyor, kanıt kalitesi de "orta" olarak işaretlenmiş. Aynı literatürü tarayan derlemeler farklı etki büyüklükleri veriyor: RR 1,06, 1,14 ve 1,48, bir meta-analizde OR 1,62. Fark, hangi çalışmaların dahil edildiğinden geliyor; yani belirsizlik tek bir derlemenin güven aralığından da geniş. Aynı derlemenin ölçtüğü bir şey daha var: SMS, telefonla arayıp hatırlatmayla neredeyse aynı işi görüyor, iki çalışmada katılım başına maliyeti %55 ve %65 daha düşük çıkmış.
Türkiye'den ölçülmüş bir karşılığı da var. Bir üniversite hastanesinin çocuk polikliniğinde MHRS randevularına SMS hatırlatma eklendiğinde katılım %81,9'dan %92,2'ye çıkmış, gelmeme %18,1'den %7,7'ye inmiş. Buradaki kazanç Cochrane'in ölçtüğünden büyük, ama karşılaştırma randomize değil; iki farklı dönemin iki grubu karşılaştırılmış.
Hatırlatma yalnızca unutma dilimini çözüyor, o dilim de hiçbir ölçümde ana neden değil. Türkiye'den iki hakemli çalışma bu dilimi farklı ölçüyor: romatoloji polikliniğinde randevusuna gelmeyenlerin yalnızca %5,7'si "unuttum" demiş, en büyük dilim işten izin alamamak (%44,7); Ankara'daki iki kurumda ise unutma %20,7, onu program çakışması ve hastalık izliyor. En yüksek okumada bile gelmemelerin beşte dördü unutma dışı. Üstelik romatoloji çalışmasının yazarları unutma payının düşüklüğünü MHRS'nin zaten SMS göndermesine bağlıyor: hatırlatma o dilimi çoktan toplamış olabilir. Bir SMS kimseye işten izin çıkarmıyor.
En açık sınır da elimizin altında: MHRS ülke çapında zaten hatırlatma gönderiyor. Bakanlığın 2022 sonunda duyurduğu bir aylık dönemde gelmeme oranı yine de %21; daha güncel bir resmî oran kamuya açık değil. Hatırlatma bir tabana kadar iniyor, sıfıra inmiyor.
Hatırlatmanın ölçülen etkisi katılımda; zamanında iptali artırıp artırmadığını ölçen bir çalışma bulamadık. Yine de iptali kolaylaştırmak kayıp değil kazanç, çünkü iki gün önce boşalan saati yeniden satabiliyorsunuz, 13:55'te boşalanı satamıyorsunuz. Daha ilerisi de yok; gelmeme nedenlerinin çoğu yapısal, hiçbir mesaj onları çözmüyor.
Takvimin yazmadığı 2: geri dönmeyen kişi
Aynı kliniğin salı defterinde bir isim daha var: mart ayında gelmiş, memnun ayrılmış, bir daha görünmemiş. Üçünün maliyetini kıyaslayan bir ölçüm yok; ama bu, fark edilmesi en zor olanı. Gelmeyen randevu takvimde bir boşluk bırakıyor; geri dönmeyen kişi ise kartında duruyor ve kimse ona bakmıyor.
Elde tutmanın değeri konusunda internette dolaşan sayıların çoğu tutmuyor. "Yeni müşteri kazanmak beş kat pahalıdır" cümlesinin izi 1980'lerin sonunda yapılmış bir ABD tüketici araştırmasına gidiyor; raporun tam metni bugün çevrimiçi değil ve rakamın atfedildiği kurum 1997'de kapandı. Yani cümleyi denetleyebileceğiniz bir birincil metin yok. Aynı şey "elde tutmayı %5 artırın, kârınız %25-95 artsın" cümlesi için de geçerli: aslı üç ayrı şirketin üç ayrı sayısı, tek bir kural değil. Savunulabilir olan daha mütevazı. Pazarlama literatüründeki bir çalışmaya göre müşteri elde tutma oranındaki %1'lik iyileşme, firma değerinde %3-7'lik artışa denk geliyor; aynı çalışmada müşteri kazanımındaki %1'lik iyileşmenin karşılığı yalnızca 0,02-0,3. Ama örneklem beş büyük ABD halka açık şirketi ve veri 2002'den; muayenehaneye taşınan şey yüzdenin kendisi değil, sıralama: elde tutma kaldıracı kazanım kaldıracından mertebe olarak büyük. Çalışma firma değerini ölçüyor, günlük cironuzda ne ettiğini söylemiyor.
Burada bir ayrım gerekiyor. Tedavisi biten kişi kayıp değil. Altı ay sonra kontrole gelecek kişi de kayıp değil. Kayıp, dönmesini beklediğiniz ve dönmeyen kişi. Bu ayrımı kuran şey de yazılım değil, sizin tedavi planınız: kime ne zaman geleceğini söylediyseniz, geri dönüş ancak ona göre ölçülüyor.
Dönmeyenlerin çoğu size sebebini söylemiyor. Danimarka'da 45-70 yaş arası 6.755 erkekle yapılan bir çalışmada katılımcıların %4,8'i hayatı boyunca bir sağlık hizmeti hakkında şikâyette bulunmuş. Aynı çalışmada anket senaryolarında memnuniyetsizlik bildirenlerin yalnızca dörtte biri şikâyet etmek istediğini söylüyor. Veri Türkiye'den değil ve yalnızca erkeklerden; taşınan şey oran değil, yön: memnuniyetsizliğin çoğu işletmeye hiç ulaşmıyor.
Sessizce gitmeyenlerin nereye yazdığı ise Türkiye'den ölçülmüş. İstanbul'da 14 özel hastanenin Google yorumları üzerine yapılan içerik analizinde en sık şikâyet konusu hekimin tutum ve davranışı; onu yüksek fiyat ve uzun bekleme izliyor. Çalışma yalnızca şikâyet içeren yorumları kodluyor, yani kaç kişinin şikâyetçi olduğunu söylemiyor; şikâyet edenlerin neyi yazdığını söylüyor. Yazdıkları şey çoğunlukla tedavi değil, muamele.
Bunun neden böyle olduğuna dair bir ipucu var. ABD'de kayda alınmış 112 klinik görüşmenin analizinde hekimler hastanın kendi gündemini yalnızca %36'sında sormuş; sorduğu görüşmelerin üçte ikisinde de hastayı medyan 11 saniye sonra kesmiş. Türkiye'de hekim tercihini etkileyen kriterler üzerine yapılan bir çalışmada ise "yakın çevre tavsiyesi" 39 kriter arasında dördüncü sırada. İki çalışma farklı ülkelerden ve biri diğerini kanıtlamıyor. Ama yan yana konduklarında akla şunu getiriyorlar: odada geçen o 11 saniye odada bitmiyor olabilir.
Ziyaretten sonra sorulan tek bir soru, memnuniyetsiz cevabı kamuya değil size getiriyor; cevap verenler size ulaşılabilir hale geliyor. Sessizce gidenlerin kaçını böyle yakaladığınızı ise ölçemiyorsunuz. Cevabın kendisini değiştiren de yazılım değil, o 11 saniye.
Takvimin yazmadığı 3: hiç sorulmamış soru
Aynı kliniğin telefonunda, geçen cumartesi 21:40'ta gelmiş bir mesaj duruyor. Pazartesi sabah cevaplanmış. Üçüncüsü ötekilerden farklı: bu bir sızıntı değil, hiç açılmamış bir kapı. Gelmeyen randevuyu sayabilirsiniz. Hiç sorulmamış soruyu sayamazsınız.
Ancak iki kanalın aynı kurumda yan yana çalıştığı yerde ölçülebiliyor. Bir birinci basamak kliniğinde çocuk sağlığı izlem randevularını hastalar kendi web hesabından aldığında, randevu işlemlerinin %29,5'i normal mesai saatleri dışında gerçekleşmiş. Aynı dönemde aynı kurumda personelin aldığı randevularda mesai dışı oran %0,86. Aradaki uçurum insanların davranışıyla ilgili değil; personel kanalı mesai dışında zaten çalışmadığı için hiçbir şey ölçmüyor. Talep, kanal açılınca görünür oluyor. Bu veri ABD'den; Türkiye'de randevuların saat bazlı dağılımı yayımlanmış değil, o yüzden buradaki oranı kendi işletmenize sayı olarak taşımayın.
Türkiye'de randevuyu ekrandan almak öğrenilmiş bir davranış. TÜİK'in 2025 araştırmasına göre e-Devlet hizmetlerinden yararlananların %53,6'sı son 12 ayda bir kamu kurumundan çevrimiçi randevu aldı veya rezervasyon yaptırdı; bir önceki yıl bu oran %47,9'du. İnternet kullanımı 16-74 yaşta %90,9. Ekrandan randevu almayı öğrenmiş bir ülkede tek kanalın telefon olması, o talebin bir kısmını görünmez bırakıyor.
Siz kapalıyken açık kalan bir bağlantı, o an doğan talebi o an kaydediyor. Kaç kişinin arayıp vazgeçtiğini ise kimse ölçemiyor; bu sayıyı size verecek bir araştırma yok.
Bu üçünün çözemediği şey
Buraya kadar anlatılan her şey iletişim tarafı. Sahadaki boşluğun önemli bir kısmı ise iletişimle ilgili değil: fiyat, önerilen tedavinin gerekliliği konusundaki tereddüt, güven, sonuçtan memnuniyet, hekimin uygunluğu, hastanın ödeme gücü. Bunların hiçbirine mesaj atarak dokunamıyorsunuz.
Bir randevu sistemi bu listeye bakmıyor bile. Kendi işletmenizde sızıntıyı ölçtüğünüzde çıkan sayı büyükse, önce hangi kümede olduğuna bakın. Cevap "insanlar unutuyor" değil de "insanlar fiyatı duyunca vazgeçiyor" ise, yazılım yanlış araç.
Geriye kalan pay yine de küçük değil: haber verilebilecek iptal, sorulabilecek tek soru, açık kalabilecek bir kanal. Bu yazının konusu o pay.
Bunu ne bozuyor
Bu üçü deftere ve telefona da yapılabiliyor. Yapılıyor da. Bir gün önce arayıp hatırlatan, ertesi gün "nasıl geçti" diye soran, akşam gelen mesajı sabah ilk iş cevaplayan çok işletme var ve hiçbiri bunun için yazılım kullanmıyor.
Bu akışı bozan şey bilgisizlik değil. Yoğunluk.
İyi bir hafta bu üçünü kaldırıyor. Yoğun hafta kaldırmıyor. Çünkü hatırlatmayı yapacak kişi aynı anda sahada çalışıyor, telefona bakan kişi aynı anda hasta karşılıyor, "nasıl geçti" sorusu da her zaman ertelenebilir görünüyor. Sızıntı iyi haftada değil, yoğun haftada oluyor. Yani tam da işlerin iyi gittiği haftada.
Can sıkıcı tarafı, sızıntı büyüdükçe onu kapatacak zamanınızın azalması. Hasta sayısı arttıkça hatırlatma atacak kişi daha meşgul oluyor, cevaplanmayan mesaj sayısı artıyor, geri dönmeyen kişiyi fark etme ihtimaliniz düşüyor. Dolu takvim kapasitenizin dolduğunu gösteriyor, üçünün hiçbirini göstermiyor.
Yazılım büyütmez. Yazılımın işi, büyüten şeyi yoğun haftada da ayakta tutmak.
Calemio bunun neresinde
Önce dokunmadığımız yerler.
Calemio odada geçen dakikaya dokunmuyor; ikinci bölümdeki 11 saniye bizim işimiz değil. Boşalan saati size haber veriyoruz; yerine birini koymak ise sizde kalıyor, çünkü iptal olan saati kendiliğinden dolduran bir bekleme listemiz yok. Google Takvim ya da Apple Takvim ile senkron yok. E-posta göndermiyoruz. Gelmeme nedenlerinin çoğu yapısal olduğu için hatırlatmanın da bir tavanı var.
Dokunduğumuz yer üçünün de iletişim tarafı, ve ölçüt yukarıdaki cümle: bunlar yoğun haftada da oluyor mu? Randevu oluşurken ve öncesinde otomatik hatırlatma SMS'i, siz hatırlamasanız da gidiyor. Ziyaretten sonra "nasıl geçti" sorusu gidiyor ve memnuniyetsiz cevap kamuya değil size geliyor. Paylaşılabilir bir randevu bağlantınız oluyor, siz kapalıyken de açık kalıyor. Randevunun kendisi tek ekranda, telefon kapanmadan yazılıyor; onu ayrıca randevu kaydı yazısında ekran ekran anlattık. Bugün yayında olan her şey özellikler sayfasında duruyor.
Fiyatlama tarafında da söylenecek bir şey var: randevu başına komisyon almıyoruz, işletme başına abonelik alıyoruz. Takviminizin dolmasından ekstra kazanmıyoruz, o yüzden hatırlatmanın tavanını yukarıda yazarken kaybedecek bir şeyimiz yok.
Geçen ayın üç sayısı
Bunların hiçbirini bize güvenerek kabul etmeniz gerekmiyor. Üçü de geçen ayın verisinden çıkıyor ve veri zaten sizde, takvimde ve telefonda.
Kartta hazır bir "normal" bandı bulamayacaksınız, çünkü oran branşa ve işletme büyüklüğüne göre değişiyor. İlk ay kendi taban çizginizi kuruyorsunuz, ikinci aydan itibaren kendinizle karşılaştırıyorsunuz.
Üç sayı da geçen ayın kaydından çıkıyor; hiçbiri yeni bir araç gerektirmiyor.
Üç sayıyı bir kenara yazın. Gelecek ay aynısını yapın. Takvimin yazmadığı şey, ancak siz yazmaya başlayınca görünür oluyor.
Kaynaklar
- T.C. Sağlık Bakanlığı. MHRS Randevularında Sorun Yaşanmaması İçin İki Yeni Uygulama Başladı (erişim: 2026-09). Duyuruda yayın tarihi yer almıyor; oran "son 1 ay" olarak verilmiş.
- TRT Haber. Hastaneden randevu alıp gitmeyenlere yeni tedbirler geliyor, 17 Nisan 2024. Sağlık Bakanı'nın Kabine sonrası açıklaması (erişim: 2026-09).
- Sarı E, Kurtcebe AN, Döğer C, Aydın R. Investigating patient nonattendance at healthcare appointments in Türkiye, Turk J Med Sci 2025;55(5):1319-1330 (erişim: 2026-09).
- Çolak S, Tekgöz E, Çınar M, Yılmaz S. Hastaların romatoloji poliklinik randevularına gelmeme sıklığı ve nedenleri, Ulus Romatol Derg 2020 (erişim: 2026-09).
- Gurol-Urganci I, de Jongh T, Vodopivec-Jamsek V, Atun R, Car J. Mobile phone messaging reminders for attendance at healthcare appointments, Cochrane Database Syst Rev 2013;(12):CD007458 (erişim: 2026-09). Derleme 2013'ten beri güncellenmedi; yazarlar kanıtın politika kararı için yeterli olmadığını belirtiyor.
- Yetimoğlu E, Çalışkan Söylemez Ş. Çevrimiçi Hasta Yorumları Üzerinden Özel Hastanelerin Değerlendirilmesi, Balkan Sağlık Bilimleri Dergisi 2026;5(1) (erişim: 2026-09). İstanbul, 14 özel hastane; yalnızca şikâyet içeren yorumlar kodlanmış.
- Birkeland S ve ark. Complaint behaviour among healthcare users, BMJ Open Quality 2024;13(1):e002581 (erişim: 2026-09). Örneklem: Danimarka, 45-70 yaş erkek, n=6.755.
- Singh Ospina N ve ark. Eliciting the Patient's Agenda: Secondary Analysis of Recorded Clinical Encounters, J Gen Intern Med 2019 (erişim: 2026-09).
- Gupta S, Lehmann DR, Stuart JA. Valuing Customers, Journal of Marketing Research 2004 (erişim: 2026-09).
- North F ve ark. Impact of Web-Based Self-Scheduling on Finalization of Well-Child Appointments, JMIR Med Inform 2021;9(3):e23450 (erişim: 2026-09). Veri ABD'den.
- TÜİK. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması, 2025, 27 Ağustos 2025 (erişim: 2026-09). %53,6 oranı tüm nüfusun değil, e-Devlet kullananların oranı; soru yalnızca kamu kurumundan alınan randevuyu ölçüyor.
- Yüksel İ. Bireylerin Hekim Tercihini Etkileyen Kriterler, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2023;32(1):195-206 (erişim: 2026-09). Kriter sıralaması; "hastaların %X'i tavsiyeyle geldi" iddiası değil.
- Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete 12.11.2025 / 33075, Madde 5/1 (erişim: 2026-09).
- Bucak İH, Doğan F, Almış H, Songür L, Turgut M. Kısa mesaj ile poliklinik randevu hatırlatıcı bilgi gönderilmesi, Sağlık Akademisyenleri Dergisi 2019;6(3):218-221 (erişim: 2026-09). Randomize değil; iki dönemin grupları karşılaştırılmış.
İlgili Yazılar

Calemio’yu ücretsiz kullanmaya başlayın
KVKK uyumlu, şifreli ve sade. Bağımsız terapistler ve klinikler için tasarlandı.
Ücretsiz kullanmaya başla



