Klinik Yönetimi · 11 Eylül 2026Calemio

Danışan "İşten İzin Alamıyorum" Deyince Ne Yazılır

Üçüncü haftada gelen 'bu hafta gelemeyeceğim' mesajı bazen takvim, bazen tartıya çıkma kaygısı. İkisini nasıl ayırırsınız, üç yol ve her biri için hazır metin.

Danışan "İşten İzin Alamıyorum" Deyince Ne Yazılır

Çarşamba öğleden sonra, üçüncü hafta. Telefonda bir mesaj: "Hocam merhaba, bu hafta ofiste işler çok karışık, izin istemeye çekiniyorum. Bu haftayı atlasak, haftaya telafi etsek olur mu?"

Sizin tarafınızda iki ses aynı anda konuşuyor. Biri "bu haftayı atlarsam ipin ucu kopar" diyor. Öteki "iki saat yol çekiyor, ben de olsam ofisten çıkamam" diyor. Danışanın tarafında ise bir hesap dönüyor: iki yüz gram verdim mi, vermedim mi; patrona laf anlat, taksiyle koştur, bir de para verip üzgün çık. Bu hafta kendi kendime dikkat ederim. Çoğu zaman edemiyor, siz de biliyorsunuz.

Mesajın sonu

Bu mesaj iki farklı şey olabiliyor ve ayırıcı işaret çoğu zaman mesajın sonundaki alternatif oluyor. "Akşam yediden sonra olur mu?", "cumartesi sabah gelsem?" diye bir saat ekleyen kişi gerçekten çalışıyor. "Haftaya telafi etsek?" deyip topu size bırakan mesajın arkasında ise çoğu zaman takvimden çok tartıya çıkma kaygısı var: hafta sonu bir kaçamak olmuş, görülecek sayı belli, "işim var" bunun en kibar söyleniş biçimi.

İki duruma da benzer teklifler gidiyor. Değişen, ilk teklifin hangisi olduğu ve tartının mesajda anılıp anılmadığı. Kaygı olduğunu anladığınızda bunu yüzüne vurmuyorsunuz; tartıdan çekinen biri bir de yakalanmak istemiyor. Amaç, o hafta tartısız bir görüşmeyi kolaylaştırmak.

Neden zor

Mesaj çoğunlukla üçüncü ya da dördüncü haftada geliyor; ilk haftalardaki hızlı düşüş bitiyor, düzen sıkıcı gelmeye başlıyor. Bir haftayı atlamak zararsız görünüyor. Atlanan hafta iki haftaya dönüyor, iki haftada tartıda görülecek sayı büyüyor, büyüyen sayı bir sonraki mesajın da nedeni oluyor.

Takvim tarafı da sahaya özgü bir his değil. İtalya'da 383 kişilik bir izlemde programı erken bırakmayı en iyi yordayan şey yaş ya da kilo değil, tam zamanlı çalışmak çıktı; Adana'da 60 kadınla yürütülen bir programda bırakanların yüzde 63'ü tam zamanlı çalışıyordu ve görüşmeler mesai içindeydi. Yazarlar esnek saat öneriyor; sahada bunun karşılığı mesaiyi uzatmak değil, o haftanın biçimini değiştirmek.

Asıl mesele şu: iki durumun cevabı farklı ama ikisinde de aynı cümle kaybettiriyor. "Tamam, müsait olunca yazın." O cümle danışana "bıraktın, sorun değil" diyor; üçüncü haftada aksayan takip düzeni kendiliğinden toparlanmıyor.

Üç yol

Aynı saat, online. Randevu saati aynı kalıyor, yol sıfırlanıyor, tartıdan söz edilmiyor. Topu size bırakan danışan için ilk teklif bu; tartıya çıkmadan görüşmeyi kabul etmek ona kolay geliyor.

Ayşe Hanım, iş yoğunluğunuzu anlıyorum. Tam da bu haftalarda süreci
kesintiye uğratmamak önemli. Yolda vakit kaybetmeyin; randevu
saatimizde on beş dakikalık kısa bir online görüşmeyle durum
değerlendirmesi yapalım. Uygun mudur?

Onun saatine kısa kontrol. Danışan kendi alternatifini yazdıysa ilk teklif bu: sizin çalışma saatleriniz içinde, onun önerdiği boşluğa on beş dakikalık telefon ya da kısa görüşme. Haftalık düzen bozulmuyor, yalnız o haftanın biçimi değişiyor.

Yarın [saat]'te on beş dakikalık bir telefon görüşmesi yapalım;
listenizi bu haftaki yoğunluğunuza göre revize ederiz, haftaya yüz
yüze devam ederiz.

Evde tartı, cuma sabahı mesaj, kısa telefon. İkisi de olmuyorsa. Ev tartısına süreç bağlanmıyor; amaç bu haftanın boş geçmemesi.

Anladım, bu hafta ofisten çıkmak zor görünüyor. Cuma sabahı aç karnına
evdeki tartıda ölçüp bana yazın; kısa bir telefonla listeyi
güncelleyelim. Böylece bu haftayı da atlamamış oluruz.

Kısa görüşmenin o haftanın görüşmesi yerine mi geçtiğini, yoksa paketin dışında bir dokunuş mu olduğunu mesajda söylüyorsunuz, sonradan değil; sahada en çok bocalanan karar bu ve sonradan konuşulduğunda iki tarafı da üzüyor. Ertesi hafta yüz yüze dönüşü de siz açıyorsunuz: "Haftaya aynı saatte yüz yüze devam ediyoruz, tartı da o gün." Online geçen hafta bir istisna olarak kalıyor; iki hafta üst üste online olduğunda görüşme de tartı da uzaklaşmaya başlıyor. Aynı mesaj ikinci kez geliyorsa mesajlaşmak yerine arıyorsunuz; konu artık o hafta değil, bu dönemde görüşmeleri nasıl yürüteceğiniz.

Üçünde de yapılmayan şeyler

Üçüncü haftada görüşme aralığı iki haftaya açılmıyor; o esneklik üçüncü ayın işi. Kendi mesainiz de akşam sekize uzamıyor; bir kez sekizde görüşülen danışan o saati yeniden istemeye başlıyor. Esneklik görüşmenin biçiminde kuruluyor, saatinde değil.

Mesajda ne var, hangi yol önce?
SütunÖrnek değer
Mesajda ne var
Kendi alternatifini yazmış ("akşam yedi", "cumartesi sabah")
Muhtemel durum
Gerçekten çalışıyor
İlk teklif
Onun saatine kısa kontrol
Olmazsa
Aynı saat, online

Calemio'da online kontrolü ad ve süresiyle ayrı bir hizmet olarak tanımlayıp o haftanın randevusunu ona çevirebiliyorsunuz; görüntülü bağlantıyı yazılım sağlamıyor, onu siz ayarlıyorsunuz. Danışan randevu mesajındaki bağlantıdan "gelemeyeceğim" dediğinde sebebi ve yeni tarih isteği size anında düşüyor; hangi yolu açacağınıza o mesajla karar veriyorsunuz. Bu özellikler kararın yerine geçmiyor, mesajın size erken ulaşmasını sağlıyor.

"İşim var" mesajı bir takvim sorunu gibi görünüyor; üçüncü haftanın çoğu mesajı gibi o da bir eşik. Atlanan hafta yalnız tartıyı değil, paketi ve o ayın takvimini de kaydırıyor. Cevabınız o haftayı kurtarırken danışanla bağı ve kendi düzeninizi birlikte tutuyor.

İlgili Yazılar

Bu yazıyı paylaş
Mio

Calemio’yu ücretsiz kullanmaya başlayın

KVKK uyumlu, şifreli ve sade. Bağımsız terapistler ve klinikler için tasarlandı.

Ücretsiz kullanmaya başla